Bugünün yolculuğu dünden başladı yine… Gülsüm hanımın sabah
ÇYDD Eğitimevi’nde de bir etkinliği olacağı için bir gece önceden Soma’ya
geldi. Soma Sosyal Hizmet Merkezi Müdür Vekili Fatma Hanım ve Soma Bakım ve Rehabiltasyon
Merkezi Müdür Vekili Cafer Beyin konuğu olarak huzurevinde konakladı. Sabahtan
ona eşlik etmek üzere bir gece önceden ben de Akhisar’a anababa evine
gitmiştim. Sabah Soma’ya doğru yola koyulduğumda etkinliğin ismine uygun öyküler
bekliyordu beni otobüs durağında. Elimde çantalarla durağa geldiğimde daha önce
de durakta gördüğüm çakır gözlü postacı durak bankında oturuyordu. “Abla
kaçırdın dolmuşu” diyerek karşıladı beni. Günaydınlayıp yanına oturdum Postacı
Fevzi’nin. 22 yıldır buradan binermiş posta aracına. Sabah Manisa’dan çıkan
posta arabası Saruhanlı’ya uğrar yeni postaları bırakır, sonra Akhisar
postanesine uğrar ardından Fevzi’yi duraktan alıp Soma’ya gidermiş. Akşamda
aynı güzergahı bu kez giden yeni postaları alarak tersine tekrarlarmış. Soma’da
çok yaşanacak bir şey yokmuş, eşi, Allah bağışlasın iki çocuğu da istememişler
Soma’ya yerleşmeyi. Postacı Fevzi’ye her sabah gidip her akşam dönmek kalmış. “Olsun
be abla yok bizim aksarımız gibi” diyerek halinden memnuniyetini dile getirdi.
Göçmen dili hi hecesini yutmuştu Akhisar derken. Beni merak etti. Kimlerdendim.
Yaşını söyledi benimkini sordu aramızda
bir yaş vardı, “Olsun be abla sen benm
ablammışsın zaten” dediJ)
. Onbeş günde bir mi gidiyordum Soma’ya… “Her hafta gidiyorum” dedim. “Geçen
hafta yoktun” dedi. “Bayramdı” dedim o nedenle gitmedim... Biz sohbet ederken
gülen bir çift gözle iki el uzandı birden, önce yüzüme dokunacak sandım , iç
sesiyle kikirdeyerek konuşan gülen yüz baş hizamda durağın önce camına dokunda
sonra direğine,sonra takip eden her köşeye,kaldırıma,direğe kendince anlamı
olan yerlere dokuna dokuna çiçekli şalvarı,oyalı yemenisiyle uzaklaştı… Fevzi, “Kendi
halindedir O” dedi…Kimbilir o içsel kikirdemelerin ve her köşeye dokunmanın
nasıl bir öyküsü var…Benim dolmuşum posta arabasından önce geldi. Vedalaştık Postacı
Fevzi’yle…
Yola koyulmuştum ki Gülsüm Hanım aradı. “Kahvaltıya bekleyeyim
mi sizi” diye. Annem yedirmeden yola çıkarmamıştı beni, şeker beklemezdi ayrıca
yoldan geleniJ Yol boyu zeytinler, güne bakanlar, dip kırımı
bitmiş bazı tarlalarda orta kırımı yapılmış tütünlerle selamlaşarak Bakır İlçesine
geldik. İlçe girişindeki takın iki yanındaki efe heykeli dikkatimi çekiyordu,
üstlerinde plaket vardı, bu kez okuyacaktım… Sağ girişteki Kurutuluş Savaşı Gazisi
Kamalı Ahmet Efe, sol taraftaki Çanakkale Gazisi Saçlı Mustafa Efe’ydi
selamlayan… Efeler diyarındaydım… İlçeden çıkışta aynı yerden çıkıyorduk ana
yola. Takın arka tarafında da vardı heykelleri. Yer değiştirmişlerdi bu kez. Araştırmalı
onların öykülerini…
Soma’ya varınca Müdürlüğün sağladığı resmi araçla huzurevine
çıktım. Cafer Beyin yanında buluştuk Gülsüm Hanımla. Bahçenin şeftalisinden
koparılan ilk şeftalilerin lezzetiyle göreve gidecek aracı bekletmeden bavulu
yanımıza alıp ÇYDD Eğitimevi’ne gittik. ÇYDD Eğitimevi’ ndeki çocuklar bir fotoğraf çekimi çalışması
için pazar yerindeymiş. Gülsüm Hanım etkinliğe çıkınca ben de sosyal hizmet
merkezine gittim. Fatma Hanım APHB ni aradı, etkinliğe gözlemci birinin
katılmasıyla ilgili. Tefide Hanım her zamanki desteğini güler yüzüyle vermişti. Salon
temizlenmiş, sandalyeler hazırlanmış, halı inmişti. Öğle saati geldiğinden onu
yemeğe yolladım gerisini ben hallettim. İşi bitirmiştim ki gök delindi, yer gök
birbirine girdi. Şiddetli bir yağmur başladı. Bir saate yakın süren yağmur, fırtına
da elektrikler gitti. Ortalık sakinlediğinde sokakta akan sulardan eser
kalmamıştı. ÇYDD Eğitimevi’ nden aradıklarında anahtarı psikolojik destek
birimindeki arkadaşlara verip ıslaklığın keyfini çıkararak eğitimevinden Gülsüm
Hanımı almaya gittim. Kısa bir öğle yemeği yiyip etkinlik salonuna ulaştık.
Yağmur sonrası çocukların gelip gelemeyeceğinden çok emin
değildik. Geldiler. 13 çocukla önce Küçük Uğurböceği kitabı okunarak, şans üzerine sohbet, ardından cümleleri
tamamlayarak bir öykü oluşturma çalışması derken kendi öykülerini yazma
çalışmasına geldi sıra. Kimi sadece yazdı kimi hem yazdı hem resimledi. Okulöncesi
iki çocuğumuz vardı. Onlar geniş zemin kraft kağıda resimle anlattılar
öykülerini. Biri bilinçdışı bir çalışma gerçekleştirdi. Etkinlikte APHB den
gözlemci olarak bulunan psikolog arkadaşımızla durumu paylaştık. Yaptığı
çalışmayı üzerine notlar alarak dosyasına konulmak ve kendisiyle çalışan
uzmanlarla paylaşılmak üzere çocuklar gittikten sonra verdik.
Gelen çocuklardan
yakın kaybı olanlar konusunda her zaman önceden bilgimiz olmuyor,
gözlemlerimizle bunu fark ettiğimizde gözlemci profesyonellere durumu aktarıyoruz.
AFAD için her hafta Manisa ASP İl Müdürlüğü Psikososyal Birimine ve Soma SHM ne
yolladığımız raporlara da not ediyoruz isimlerini ve gözlemlerimizi.
Etkinlik bitiminde çocuklar yazdıkları öyküleri
okudu,resimleri anlattı. Öykü yazanlardan bir kısmı başlangıçta yapamam, yazamam diyordu, sonrasında ne hissettiniz
sorusuna şu cümleleri söylediler;
Okuyarak ve yazarak
bilinçaltı geliştirilebilir
Kendimi akıllı
hissetim,
Kendimi yazar gibi
hissettim
Kendimi ressam gibi
hissettim.
Çok güzel kendimin yazar
olduğunu sandım
Her zaman gelmek
istiyorum
Zaten hep güzel
oluyor buraya gelmek
İyi ki gelmişim
Bizimle görevinin ötesinde
yol arkadaşımız olarak sorumluluk üstlenen, tüm etkinliklerimizde
yüreğiyle de yanımızda olan Tefide Özen’de duygularını şiirle döktü;
Bir grup çocuk
gördüm bugün
Biraz neşeli, biraz
buruk, biraz da sessiz
Çığlıklar atsa da
minicik yürekler
Yüzlerindeki
gülüşleri, tebessümleri gözbebeklerinden görünür
İşte Soma çocukları
neşeli, buruk
Ne olduğunu
anlamıyor, etrafı izliyor
İnsanlar gülünce
gülüyor
Gülümseyen yürekler
istiyor.
Etkinlik bitiminde çocuklarla bitiş çemberimizi yaptık ve
bir sonraki hafta Sara Şahinkanat’ın konuğumuz olacağını paylaştık. Yeni
etkinlik afişini astık.
SHM ne uğrayıp Fatma Hanımla vedalaştık. Resmi bildirimler
için gerekli bilgileri verdik. Kaymakam Bey izinde olduğundan görüşemedik.
İstanbul yolculuğu bu kez Akhisar üzerinden. Soma Garajı’ndan
Akhisar Birlik dolmuşlarına binerek bir saatlik yolculukla Akhisar’a ulaştık. O
saatlerde garaja giren tek firma Metro Turizmdi. 18.30 aracında önceden
ayırttığımız yer gelmemiz geçince satılmış. Neyse ki başka bir koltukta yer
bulduk. İzmir’den gelen otobüs yarım saat gecikmeli geldi. 19.00 civarı ben
İzmir’e, Gülsüm Hanım İstanbul’a doğru yola koyulduk. Güzel anılar, yeni hikâyeler
dönüş yolculuğunda biz eşlik etti.
Önümüzdeki hafta bir başka yolculukla yeni öykülerin içine
gireceğiz Sara Şahinkanat’la “Yavru Ahtapot Olmak Zor” diyeceğiz…
7 Ağustos 2014
Sevgi Koşaner-İzmir


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder